Kışı Sevmemek İçin 5 Sebep

0
786

Genelde yazdığım her şeyden çok farklı biliyorum, ama bu konudan çok muzdaribim ve yandaş arıyorum! Ben oldum olası kışı sevemedim, bu mevsim hep kazık attı bana ne zaman tatille gevşesem kış geldi, yazın bunaltıcılığı gitti en güzel zamanları desem yine kış geldi!

back-to-school

1.Okullar açılıyor!

Eğer benim gibi birinci sınıftan itibaren okula zorla giden biriyseniz kışı sevmemek için başka bir sebebe ihtiyacımız olmadığını anlayabilirsiniz. Yani ben tam bütünleme, final dertlerimden arındım derken bir bakıyorum ki kış gelmiş okul yine açılmış :/ Allah aşkına okulu bitenler söylesin sonu gelecek mi bu kısır döngünün?

2.Soğuk

Şimdi kış dendiğinde zaten aklımıza ilk gelen şey soğuk, her ne kadar temmuz ağustos gibi insanı asfalta yapıştıran sıcak aylarda “Ay havalar bir serinlese, kışı özledim valla!” desem de kış gelince üşümek daha kötü geliyor. Son teorim şu şekilde; soğuk daha kötüdür çünkü üzerinize sınırsız sayıda şey geçirip ısınabilirsiniz, ancak üşüme genelde mekan ve saate göre değiştiğinden bütün gün bir sürü eşya taşımanız gerekebilir hatta bu da yetmez buz gibi havada dışarı kat kat giyinip çıkarsınız sonra araca binersiniz ve gözlüklerinizin buharlanması yetmezmiş gibi bir de su gibi terlersiniz ama yine de üzerinizdekileri çıkaramazsınız, çünkü hasta olursunuzu zaten hastalık bir yana sabahın köründe o soğukta üstünüzdekini çıkaracak yaşam alanınız olmaz arabada. Yazın ise herkesin bir açılma sınırı vardır kimse en azından aklı başında kimse sokakta çırılçıplak gezmez mesela, kimimiz kapriden kimimiz şorttan öteye geçmeyeceğini bilir ve kaderine yenik düşer. Soğuktan bir diğer nefretim de burnumun üşüdüğünde çok garip bir hal alması, gıdıklanıyor, kaşınıyor. Soğukların en son ve en kötü yönü ise sokakta yaşayan insanlar…

3. Grip

Etrafımdaki herkes bilir ki ben kışın en az bir hafta ölümüne grip olur yataklara düşerim. Bu bir hafta genellikle de okulun ilk ayına denk gelir ve sonraki hafta da ayaklansam da tam olarak toparlamamış olurum. Yani aslında toplamda iki hafta boyunca grip olurum. Bu artık hayatımın değişmeyen bir öğesi haline gelmiş durumda okullar açılınca ilk bir ay beklenti içine giriyorum neredeyse! Hatta şuan bunu yazarken bile gribim… Acaba vücudum beklentilerimi karşılamak için grip oluyor olabilir mi? Aranızda doktor olan varsa yazıversin hayrına.

4.Turşu Kavanozu Kalabalığında Toplu Taşıma Araçları

Kışları o otobüsün nasıl koktuğunu bilmeyenimiz yok bence, o yüzden üzerinde durup da midelerimizi kaldırmayacağım. Ama o kalabalık! Aman yarabbi sanırsın tüm İstanbul sokaklarda. Zaten giymişim kat kat bir de siz üstüme çıkın kat kat! Bence toplu taşımalarda kış aylarında oksijen pompalanmalı yoksa sonunda birisi ölecek yollarda. Ha bir de müşteri almayan boş minibüsler var, sabahın altısında kalkmışım yedisinde buz gibi sokakta dikilmişim adam durmuyor ironiye bakın ki iki beden küçük kottan taşan etler misali kapısı açık yolcusu taşmış minibüs duruyor inatla. Bunun sebebini bilen varsa o da yazsın yorumlara. Bir de son olarak da bir tanecik hatırlatma uyarı artık adına ne derseniz, kışları soğuk olduğu için araçlarda camları kimse açmıyor ve yarısı hasta olan yolcuların mikrobunu yol boyunca soluyoruz, içeriye temiz hava ve oksijen gelmesi için aralıklı da olsa açmak gerek.

5.Yağmur

Hani bazı insanlar vardır ya yağmur yağınca altında ıslanarak yürümeye bayılır annem gibi, ben nefret ederim. Yanlış anlaşılmasın yağmurdan değil, yağmur yağarken dışarıda olmaktan nefret ediyorum. Her yerim yapış yapış oluyor, saçlarım yağlı gibi oluyor, üşüyorum, şemsiye taşırken yoruluyorum… Bir de habersiz gelen yağmurlarda aldığım şemsiyeler yüzünden yıl içinde cebimden  hatrı sayılır para çıkıyor. Ama eğer evdeysem güzel bir müzik açıp, kahvemle beraber yağmuru izlemeye bayılıyorum.

***

Bu listeyi inanın upuzun bir hale getirebilirim, ancak bütün bunlarla beraber belirmeliyim ki kışı tamamen silmiş değilim, sadece beraberinde getirdiği şeylerden %80 oranında nefret ediyorum o kadar. Az da olsa kış hakkında sevdiğim şeyler de var, onları da başka bir yazıya saklayalım ama değil mi?

xoxo, madam kişot

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here