Madam Kişot’la Keşif: Artdepo / Madame the Explorer: Artdepo

0
745

Herkese merhaba, hafta sonu iki yeni yazı dizisinin haberini vermiştim instagram sayfamda. Yazı dizilerinin ilki “Madam’la Keşif” elimden geldiğince her ay yapmaya çalışacağım bu yazılarda görüp ilginç bulduğum ya da çok sevip de paylaşmak istediğim yerleri sizlerle paylaşacağım.

Hi, my dears very long time passed since I write English. I was so busy, actually I’m still so busy but I want to share these fabulous places with you too. It will usually about the places which placed in İstanbul because of my location, and I’ll try to write one of them every month. 

İlk keşif yazısının konuğu Moda‘da dönem eşyalarının satıldığı sımsıcak bir yer: Artdepo. Moda’ya gitmeyeli belki de dört sene olmuş her yeri unutmuşum zaten ondan önce de çok sık gittiğim bir yer değil açıkçası öyle aşık olduğum bir yer de değil. Haldır huldur tramvaydan indiğimiz gibi başlıyoruz Moda Teras’ı aramaya lansmana gecikmemek için. Orayı ararken şöyle bir on yirmi saniye kadar bakışıyoruz Artdepo’nun vitrini ile sonra “Bisikleti gördün mü çok tatlıydı.” diyor Merve evet diyorum ben de sonra başlıyorum yine koşturmaya.

First exploring post is about Artdepo. It’s an adorable antique shop at Moda. I think I didn’t go to Moda like four years. We start to looking for Moda Tera immediately because we know that if we don’t hurry up we will late to lansman. And just for ten seconds we saw the windows of Artdepo. 

Lansman bitiyor ikimiz de duruyoruz Artdepo‘nun vitrini önünde yine ben Pinokyo’ya bebek arabasına bakıyorum Merve de bisikleti inceliyor. Merve’ye girsek mi diyorum boşver vaktini almayalım insanların bir şey almayacakken diyor. Ben bir anda çocukluğuma dönüyorum illa gireceğim ya içeri bir girip soralım mı belki izin verir sahibi fotoğraf çekip blogda yazarım diyorum. Sonra dışarıdan Recep Bey geliyor izin istiyoruz ve hiç beklemediğim bir şekilde izin veriyor. Öyle ki her şubesinde aynı şeyi satan Gratis bile izin vermiyor zira fotoğraf çekmemize.

At the end of the lansman we stop infront of the shop and start starring to objects. I suggest we should go inside and ask permission to take photos for site. Then Mr. Recep comes in and I ask “Can we take photos for website?”. And clearly he said yes!

Büyük bir dikkatle başlıyoruz her şeyi incelemeye gözüme ilk çarpan şey üst üste yığılmış valizler ve bu muhteşem seyahat gardırobu oluyor. Stamford Conn tasarımı bir Amerikan yapımı, yılını net olarak hatırlayamasam da yüz yaşını geçmiş bir parça.

The first thing that amaze us was those little suitcases and lovely travel wardrobe. Wardrobe is Stamford Conn’s design and it’s like over a hundred years.

Hemen girişte yer alan bu vitrin ve iki koltuğu ise Danish Design olarak geçiyormuş. O pofuduk minderlerin ne kadar rahat olabileceğini hayal etsenize bir.

At the entrance you see this amazing Danish Design armchairs. Just think how comfortable is it. 

Bu köşe ise bambaşka renkleri ve her bir parçasının kendine hikayesiyle bir bütün olmuş. Vitrinli divan 1940‘lardan kalma, kumaşının desenine ayrı kullanışlılığına ayrı bayıldım. Önünde duran mavi sandık ise Milano‘da üretilmiş.

At this corner you can see another world with the colors. Every piece has its own story. The sofa with cupboard is from 1940’s, I love it’s fabric and how useful it is. The blue chest infront of the sofa is made in Milan. 

Parçalar arasındaki favorim ise 1800‘lerden kalma bu berber ve dişçi koltuğu. Nasıl yani diye düşünüyorsanız cevabı çok basit; o zamanlar diş çekimlerini de berberler yapıyormuş. İzlediğim bir filmde geçtiği için ben duyunca pek şaşırmadım ama bir koltuğun 200 yılı aşkın süre ayakta kalabilmesine şaşırdım. Yaşanan onca savaş ve felakete rağmen sapasağlam günümüze ulaşmış. Bana ilginç gelen son bir şeyse 70lerden kalma fön makinesinin hala çalışıyor olması. Bizimkiler üç sene dayansa şükrediyoruz.

My favourite piece is this chair from 1800’s. It’s a barber and dentist chair at the same time. Because those days barbers were pulling teeth. And it’s an amazing thing that this chair is 200 hundred years old and still usable.  Another thing that I find interesting was 40 years old hairdrier was still working we feel thankful if it works nice for couple years.

Mağaza hakkında genel olarak bilgi verecek olursam fiyatlar ortalama 100 TL‘den başlıyor ve o sırada gelen ürüne göre artıyor. Uzun süredir bu işi yapan Recep Bey son birkaç senedir sadece dönem parçalarına yer veriyor dükkanında. Bana göre mağazanın en güzel yanı bir çok antikacıya göre çok daha temiz, düzenli ve ferah oluşu. Bir de sahibinin sabır ve enerji ile sizinle ilgilenmesi var tabii. Mağazada İskandinav, Artdeco, Danish gibi birçok farklı tarzda ürün mevcut. Yine en küçüğünden en büyüğüne kadar bir çok farklı boyutta ürün var.

If I need to give information about the store prices start from 100 TL and increase by the product. The owner of the store is doing this job for a long time but he started to collect term furniture a couple years ago. Another significant thing about the store is it is so clean, spacious and steady. You can find a lot of different styles of furniture in store like Art Deco, Danish, Scandinavian. You can conctact with them via Facebook and I’m leaving adress information down below.

Artdepo’nun diğer ürünlerini Facebook sayfalarından inceleyebilirsiniz.

Adres/Adress: Caferağa Mah. Moda Cad. No: 182/a

Telefon/Phone: 0216-568-23-38

Haritada görüntülemek için tıklayınız. Click to see on the map. 

*Orjinal görsellere sistemsel bir hatadan dolayı ulaşılamadığından alıntı görseller kullanılmıştır.

xoxo, madam kişot

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here